6/2/2009 - Biz halkın savaşcılarıyız
Biz halkın savaşcılarıyız | Tütün saran dedelerimizin Ellerinde öğrendik emegi Her dağ başında bir öfkeyi yuvaladık ucurumdan Kenger topladık Işkın topladık Tezek topladık Dersim dağlarında Dersim dağlarında haykırdık özgürlüğe Analarımızın ekmek kokan ellerin de Kefene sarıldık Biz vatan dedik ağladık Kurşuna dizildik Körpe bir fidan gibi saçıldık göklere Munzur cayı kızıla boyandı Ağıtlar yakıldı Figanlar sölendi Çobanlar şarkılarını değiştirdi Bebekler günlerçe ağladı İbrahim yoldaş olduk çıktık dağlara... Ölüm yok bize Biz halkın savaşcılarıyız Biz umudun şavaşcılarız Biz yeni bir dünyanın savaşcılarıyız
onur bulut
 |
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/1/2009 - barış, karşılıksız sevmekti

barış, karşılıksız sevmekti.... | Herkesin yüreğinde barışa kanat cırban Bir güvevercinleri varmış... Bazılarımız salı verdik güvercinleri Bazılarımız acımadan öldürdük. Çogumuz farkında bile degildik güvercinlerden Barışı temsil ettigini bile bilmiyorduk... Barış umuttu,sevmekti, Paylaşmakdı... Hiç ugramasada bizim memleketimize(dünyamıza) Barış, karşılıksız sevmekti....
|
ONUR BULUT
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/11/2008 - yaşasın halkların kardeşligi.yaşasın sosyalizm
?``````````````````````````````````````````````````` `````````````````````````````FMLn`````````````````` ```````````````````````````````FMLNFM`````````````` ````````````````FMLn`````````````FMLNFM```````````` ``````````````FMLNFMLNFM```````````FMLNFM`````````` ````````````FMLNFMLNFMLN`````````````FMLNFM```````` ``````````FMLNFMLNFMLN````````````````FMLNFM``````` ```````FMLNFMLNFMLNFML`````````````````FMLNFM`````` ````````FMLNFMLNFMLNFMLN```````````````FMLNFM`````` ``````````FMLNFM``FMLNFMLN``````````````FMLNFM````` ```````````JFM```````FMLNFMLN```````````FMLNFML```` ``````````````````````FMLNFMLN``````````FMLNFML```` ````````````````````````FMLNFMLN```````FMLNFMLN```` ``````````````````````````FMLNFMLN````FMLNFMLN````` ````````````````````````````FMLNFMLN`MLNFMLNF`````` ````````FMLNFMLNF`````````````FMLNFMLNFMLNFM``````` ````````FMLNFMLNFMLN```````````FMLNFMLNFMF````````` ``````FMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLN````````` ````FMLNFMLNFM```FMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLN`````` ``FMLNFMLN```````````FMLNFMLNFMLNFM``FMLNFMLNJF```` ``FMLNFM````````````````````````````````FMLNFMLN``` ``````````````````````````````````````````FMLNFM``` ```````````````````````````````````````````JFMJF``` ``````````````````````````````````````````````````` selamlar olsun hak için özgürlük için savaşanlara dağda yalın ayak gezen yoldaşlara çayırdaki çobana madende pars tutmuş eldivenleriyle çalışan işçilere vatan için ölürüm diyenlere grevdeki işçilere yaşasın halkların kardeşligi.yaşasın sosyalizm
.......................................................................
| FideL diyor ki: | | Biz Marksizmi entellektüel gevezelik ve dünya devrimci hareketinin trafik polisliğini yapmak için okuyup öğrenmiyoruz. Biz dünyayı değiştirmek için, dünyanın Türkiye'sinde devrim yapmak için Marksizmi öğreniyoruz!" |
| |
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/10/2008 - onurbulut.blogcu.com
yoldaşlar http ://onurbulut.blogcu.com/ da şiirlerimi yayımladım bakmak isteyenler varsa bu adresten bakabilirler...
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/9/2008 - ey halkım, unutma bizi
SESLENİŞ
Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi, taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. İnsanlık sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşında kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük. Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu’daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da, paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.
Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutama bizi...
Bağımsızlık Mustafa Kemal’den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular. Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eline değmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, prangalar vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.
Asıldık ey halkım, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile, karşısındakilere bağırmamış insanların önünde, öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...
Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepimizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi...
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...
Uğur Mumcu
|
|
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/8/2008 - VATAN HAİNİ
 VATAN HAİNİ
"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması, topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla: Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/8/2008 - ben deliyim
 Ben deliyim; Yorgun ve yalnız kaldırımlara misafirim... Gecenin gözleri her daim üzerimdedir. Denizin ortasında küçük bir adayım, yüzme bilmem; Yüreğimi bir yerde bırakmışım, bıraktığım yerlerden çok uzaklardayım. Kapıları kapatmışım üstüme, sürgüleri beynime çekmişim. Ben deliyim, ama çok şey bilirim. Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez benim için... Sonların başladığı yerden, başlangıçların son bulduğu bir yere gidiyorum. Kara bir tren gibiyim, bir istasyondan bir istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim. Ben deliyim; Yağmurun yağması benim için romantik değildir, ben kurşun yağmurlarını bilirim. Benim güneşim batmaz, dünyam dönmez, ay'ım hep mehtap halindedir, rüzgârlarım hep doğudan eser... Ezbere bilirim yaşamayı, yaşarken savaşmayı; Ben deliyim; Benim mevsimim değişmez, kuşlardan sadece güvercini bilirim, yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar. İnsanlardan sadece çocukları severim, onları da büyüyünce terk ederim. Ben deliyim; Benim tanrım yoktur, bir çift göze, bir de tek gülüşe taparım. Bağıra bağıra şarkılar söylerim, sessiz sessiz şiirler yazarım. Bilmediğim yerlerin, tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim. Ben deliyim... Kendimle sohbet eder, kendi kendime gülerim. Telefon kulübeleriyle kavga ederim. Asfaltın siyahında kaybolur, düşüncelere dalarım. Çıkmaz sokaklarda kendimi arar, bir de üstüne güzel hayaller kurarım. Sonra hayallerimle beraber suya düşerim. Ben deliyim; Çayım sekiz şekerlidir, cigara üstüne cigara yakarım. Parayı sevmem ama para için çalışırım. Dört yaşında aşık olduğumu, sonra babamın hiç başımı omuzuna dayamadığını hatırlar, hayal de olsa omuzlarında uykuya dalar, rüyalar görürüm, uyandığımda hiçbirini hatırlamadığım halde... Ben deliyim; Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz, kimseye düşman değilim, kimseye de dost olmadım. Ben kendime bile yabancıyım... Benim bana söylemediğim düşüncelerim vardır. Ben deliyim, ben buralara ait değilim. Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem, etrafı surlarla çevrili bir şehrim, saat on ikiden sonra uyanan caddelerimi bilirim. Ben deliyim... Çizilmiş sınırları reddetmişim. Ölüm kurşun olup yağmış üstüme, ben öldürülmüşüm ama ölmemişim. Duygularım hep sansüre uğramış, bir fahişenin hayatı gibi yalancıdır gözyaşlarım... Ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr. Neye hüzünlendiğimi bilmeden, hasretin en yoğun halini yaşarım. İçimden dağıtmak gelir, dağıtamam ya, kendimi dağıtırım. Gözlerimin yeşili gitgide koyulaşır, tüm insanlarınki kankırmızılaşır. Bakamam kimsenin yüzüne, sevgiye muhtaç bir yavruya döner yüreğim... Kalbim titrer, haykırırım ama duyuramam sesimi... Yine de sardığım tütünde, yaktığım cigarada bulurum mutluluğu... Ben deliyim, ağlamamaya yemin etmiş gözlerim... Sonu dramla biten bir hatıra, üç bölümlük bir komedi dizisiyim. Çoğu zaman çorbama kinimi doğrar, öfkemi kaşıklarım. Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından, sonra bir bidon gökkuşağına döküp yakarım gülü, külüyle birlikte zamana savrulurum. Ben deliyim, geceyi ikiye böler, sonra hayatın adını yalan koyarım... Ben deliyim, ben yüreklerde ünlem, kafalarda soru işaretiyim. Ben deliyim, bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım. Bir uçtan bir uca kurumuşum. Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim... Kar yağar üşürüm, güneş olur kavrulurum. Kimisi tükürür, kimisi öper ya; tükürene mezar, öpene lalezâr olurum. Ben deliyim... Mutluluğu uzaktan seyrederken cebimde küçük umutlar biriktirir, gözlerimi kapının eşiğine dikerim. İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir, hep içime atarım ama, kendimi içine atacak bir yer bulamam. Anlamayana az gelirim, anlayana çok... Ne yarınlar birşey bekler benden, ne de ben yarınlardan... Dedim ya, ben deliyim... Ağlamamaya yemin etmiş gözlerim... (Ercan İNTAŞ)
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/8/2008 - İbrahim Kaypakkaya
İbrahim Kaypakkaya (1949 - 1973), Türkiye Komünist Partisi / Marksist-Leninist'in kurucusu.
1949 yılında Çorum'un Alaca ilçesinin Karakaya köyünde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra Hasanoğlan Öğretmen Okulu'na girdi. Öğretmen Okulunun ardından İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu 'na başladı. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi- Fizik Bölümü öğrencisi olan Kaypakkaya, sol düşüncelerle burada tanıştı. Mart 1968'de Çapa Fikir Kulübü'nün kurucuları arasında yer aldı. Çapa Fikir Kulübü'nün başkanı olan Kaypakkaya, 6. Filo'ya karşı bildiri yayınladığı gerekçesiyle Kasım 1968'de okuldan atıldı.
FKF ve TİP içinde ortaya çıkan ayrışmada Milli Demokratik Devrim (MDD) tezini savunan kesimde yer aldı. İşçi-Köylü gazetesinin istanbul'daki bürosunda çalışan Kaypakkaya, Aydınlık ve Türk Solu dergilerine yazılar yazdı. Aydınlık içinde meydana gelen ayrışmada Doğu Perinçek'in başını çektiği PDA kanadında yer aldı. 1972 yılına kadar PDA (TİİKP) saflarında çalıştı ve DABK üyesi olarak görev yaptı. Bu tarihte PDA ile yolları ayrıldı. Doğu Perinçek ve çevresinin revizyonist ve oportünist olduklarını iddia eden Kaypakkaya, ayrılık sonrasında TKP/ML-TİKKO'yu kurdu.
TKP/ML faaliyetlerinin yoğunlaştırıldığı Tunceli Çemişgezek bölgesinde mücadele ederken, 24 Ocak 1973'de Vartinik köyü Mirik mezrasında Kolluk Güçleri tarafından bulunduğu köyün etrafı sarıldı. Çatışma sırasında TİKKO'nun ilk komutanlarından Ali Haydar Yıldız yaşamını yitirirken, yaralı olarak kaçan ve beş gün köylerde saklanan İbrahim Kaypakkaya, 29 ocak 1973'te kaldığı köyde bir öğretmenin ihbarı üzerine ele geçirildi. Yaralı olmasına rağmen yürütüldü. Buradan ayakları donmuş olduğu halde Diyarbakır'a getirildi. Daha sonra hastaneye yatırıldı, bu arada ayaklarının kesilmesine izin vermemesine karşın yemeğine ilaç konularak donmuş olan ayakları kesildi.
İyileştikten sonra günlerce işkenceye maruz kalan Kaypakkaya, sorgusunda hiçbir biçimde kendisini ve örgütünü bağlayacak ifade vermedi. 16 mayıs 1973'te yeniden sorguya götürüldükten iki gün sonra 18 Mayıs 1973 tarihinde Diyarbakır'a gelen babasına intihar ettiği söylendi ve parçalanmış cesedi teslim edildi.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/8/2008 - KIZILDERE TESLIMIYETE KARSI DIRENISIN BAYRAGIDIR
KIZILDERE TESLIMIYETE KARSI DIRENISIN BAYRAGIDIR ! 12 Mart fasist darbesi sonrasinda estirilen yogun devlet terörüyle devrimci hareket yenilgiye ve teslimiyete mahkum edilmek istenmisti, Buna karsi direnis, mücadele ve zafer yolunu göstermek isteyen devrimci önderler bütün güçleriyle ortaya çiktilar. Güçlerinin çok az, düsmanin çok azgin olmasina ragmen direnis çizgisini canlari pahasina ortaya koydular.
KIZILDERE BIRLIK RUHUNUN ILK ADIMIDIR ! Kizildere direnisinin gerçek anlami bu eylemin gerekçesinde yatar. THKO önderleri Deniz Gezmis, Yusuf Aslan ve Hüseyin Inan idama mahkum edilmis1erdi. Fasist cunta ve Demirel gibi gericiler idam cezalarini bir an önce infaz etmek istiyorlardi. Buna karsi tüm devrimciler de THKO önderlerinin idamini engellemek için çaba gösteriyorlardi. Fasizm kosullarinda imza kampanyasi gibi çalismalar yapilabiliyordu.
Bu durumda THKP-C ve THKO önderleri bir araya gelerek, güçlerini birlestirdiler ve etkili bir eylem üzerine tartismalar yaptilar. Önce Demirel ya da generallerden, bakanlardan birini kaçirip rehin almayi planladilar. O günkü kosullarda Ankara'da bu tur bir eylem mümkün olmadi. Bunun üzcrine Karadeniz'e ulasildi. Sinop'taki NATO üssünde çalisan ingiliz askerler kaçirilarak rehin alindi.
Operasyonlarini siklastiran askeri birlikler Kizildere'de devrimci önderleri kusatarak teslimiyete çagirdi. ON'lar sonuna kadar direnis örnegi göstererek, savastilar. Kizildere sehitlerine bagliliklarini göstermek isteyen devrimci gençlik günlerce boykot ve gösteriler düzenledi. PKK Genel Baskani Abdullah Öcalan bu eylemlerden dolayi ilk kez esir düserek Mamak zindanlarina atildi. Kizildere direnisi Kürdistan özgürlük savasinin da müjdecisidir.
Kizildere Sehitleri kahramanca direnerek sehit düserken bizlere zaferin yolunu da gösterdiler: Bu yol DEVRIMCI GÜÇLERIN BIRLIGI VE TESLIMIYETE, IHANETE HAYIR DIYEREK SONUNA KADAR DIRENIS, ZAFERE KADAR SAVAS yoludur. BDGP bu birlik ruhunun ve zafere kilitlenmis ölümüne direnis çizgisinin devami ve sahibidir. Kizildere sehitlerine sahip çikmak onlarin yolundan gitmek demektir. Kizildere sehitlerine sahip çikmak devrimi zafere götürmek demektir.
KIZILDERE SON DEGIL BASLANGIÇTIR, SAVASIMIZ SÜRÜYOR! ONLAR'in YOLUNDA ONBINLERIZ! BIRLESIK DEVRIMCI GÜÇLER PLATFORMU BDGP
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/8/2008 - ben yanmasam sen yanmasan bi yanmasak nasıl cikar karanlıklar ay
 meraba yoldaş yazımı nasıl başlıyacagımı bilmiyorum.... cünkü hergecen gün biraz daha kötüye gidiyoruz sadece kagıtlar üzende ülkenin kalkındıgını söleyen ve bu yolda insanları kagıt gibi buruşturup atan bir siyasi görüş var................... biz bu siyasi görüşü ,duydukalarımızı ve gördüklerimisi duymamazlıktan görmemezlikten gelemedigimizden dolayı sectik.... çünkü insanları sevdigimizden dolayı türk, kürt, ermeni, rus, alman, arap kısaca insan olduklarından dolayı ....... ''proterlerin zincirlerin den başka kaybedegi birşey yoktur ama kazanacagı koca bir dün ya vardır.'' sözünü söleyen karl marx,'' tüm dünyadaki işçiler bileşsin sözüle marksizim düşüncesini geliştirmiş ve yeniden yaşertmiştir''... daha güzel bir dünya için savaşmamız lazım..... .................................................................................................................... ''ben yanmasam sen yanmasan bi yanmasak nasıl cikar karanlıklar aydınlıga.''.... onur bulut
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi.
Biz kendimizden başka,Herkesin üzüntüsünü Üzüntümüz, Acısını acımız yaptık. Çünkü dünya'nın öbür ucunda,
Hiç tanımadığımız bir insanın Gözyaşı bile içimizi parçaladı.... Kedilere ağladık Kuşların yasını tuttuk. Yüreğimizin yufkalığı Kimi zaman hayat karşısında Bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir İnsanın insana yanması Sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep Üzüldüm, hep yandım.. Yaşamak ne güzeldir be
Kategoriler
Arkadaşlarım
|